Kayıtlar

DENEME etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BİR ELVEDA GEREKİR UZAKTAN

Bir kavgadan arda kalan sönük duygularımız. Eceli daha belli olmayan ikinci yanılmış hallerimiz. Nasıl bilirsiniz, cevap yok. Kirildik bir kere uzaktan dokunamamak adına kırdık da... Gelen bütün iyi şeyleri tükettik. Hani o kıskanç ve çok sevme hallerimiz var ya hani çok seviyordum ama görüşemiyorduk, ayrıldık dediğimiz en ve enlerimizi hala aramıyorsak o kadar da çok sevmemişiz demektir. Güven kayıplarımızı kıra kıra yarına gittiğimiz seher vakti. Uyan diyarından ona yan olan bir sürü endişeler güneşi doğuyor. Insanı yok eden teknolojik gelişmeleri tekmelemeden virüs hem de korona virüsünden iyice tekme tokat yiyoruz. Bedeli ağır oluyor. Duymuyoruz da gidenleri... Belli bir tarih olmayacak bu zamanı hatırlatan. Ama belli bir acı kalacak bu günleri unutturmayan... Şimdiden elveda demek geliyor içimden. Sevdiğim seni üzmemek elimde olsaydı gerçekten üzmezdim. Bu cümleler sana ağır bana ölümdür. Akşam haberlerinden maç sonucu verir gibi ya da çokça dalga geçtiğimiz seçim son...

Vay Kalemime Gelenler

Beni sevgiyle saran kollarında ölmek isterim… Beni bir yerlerde ararsan,gözlerinin baktığı yerdeyim… Sevinç gözyaşlarını göremesem de … Karanlıkta ağladın mı bilmesem de… Beni izlediğini biliyorum… Benim de seni aradığımı bilmelisin… Ellerin avuçlarında soğuk ve bensiz… Sahnedeyim… Bir aşk hikâyesi ile sarsılır sahne… Akdeniz akşamlarından sonra arkası gelmiyor dertlerin… Öyle hop deyince olmadı, yeni bir dünya kurduk… Gurbetinde ağladık… Aysel’i kovduktan sonra Nalân’a yalvardık… Keyifli bir akşamdı. Ne yazsam diye düşündüm? İLHAM geldi… 24 Mayıs akşamından bahsediyorum. İzleyenler bilirler, izlemeyenler neler kaçırdı neler… Şiir kulübünün Prof. Dr. Arif amirov konferans Salonu’nda saat 19.00 da başlayan “VAY KALEMİME GELENLER” adlı şiir dinletisi… İlgiyle izlendi… Koltuklar doldu, çoğu ayakta kaldı. Yer bulamayıp geri dönenler bile olmuş… Göz kapaklarım gibi açıldı perde… Yaz geliyor bahar geçti derken sahneden seyircilere üful üfül esen bir aşk r...

Şiir Gününe

Şaire her gün şiir günüdür. Bir başka bakar şiir penceresinden dünyaya ve başka hayatlara... Dünya bir gün değil her zaman şiirdir onun için. İnce ince dokur kelimeleri mısralara. Kurşun gibi vurur o narin satırlarla isterse... Şiir ki; kalem tıg'ı ile kelimelerle sayfalara örülmüş, neşesiyle hüznüyle boğazlara düğümlenmiş, hayattır. Ve şiir; ustanın çekici, çırağın alın teri; öğretmenin dersi, öğrencinin ödevi; hakimin mahkemesi, mahkumun savunması; doktorun hastası, hastanın şifası; zulmün cefası, vuslatın sonsuz sefası; şairin yazdığı değil, okununca acısıyla tatlısıyla anlatılmaz hülyaların sonsuzluk habercisidir. Sen onu bir günde arama, her gün sorulduğunda peşinden gelen mektup, şiirdir... Gözlerinin sıcağı kadar rahatlatır kalbimi, hele bir okusam sen dolu şiirimi. Radyoda çalan ud'un notaları gibi inersin yüreğime kelime kelime. Şimdi nasıl söylenir 'sen' gibi diye. Güzel değildir olabileceğin güzelliktedir. Buruşturup attığında satırları, içimin acıyışını v...

BİR UÇURUM, SAHİL VE GÜVERTE...

Resim
Bir uçurum, Bir sahil, Bir güverte. Kalbimi avuçlarıma alarak vicdan hürriyeti var edenin dünyasına dokunma özgürlüğü ile bakıyorum. İnsan, kainata suskun bırakıldı. Lakin o ağladı. Ağrının deryasında gülmeyi de bildi. Her hissiyatın atar damarında olmadığı kadar hürriyet, ideal ve sevinç kaynağını eline geçirebilirdi. Başardı da... Ama bazen sinir krizi ile değişen mankurtlaştırılmış bir hüviyet sahibi oldu. Bazen iyilik üstüne kahramanlık kurdu. Zevk ü sefaya devam edebildiği gibi zulme de karşı koymadı. Çünkü karşı koyanların hürriyeti isimsiz silinip gitti. Nicelerinden kahraman  ilan edilenler olsa da hatıratta adı geçenler, vefalı eser bırakanlardı. Vessalam, masum olup gidenler gibi zalim ilan edilip kalanlar olmadı. Tersini inşa eden söz ya da en ufak bir yaşam da yok zaten hem de hiç... Bu yüzden bakıp gittiğimiz zamanın içinden, sıyrılarak çıktığımız güverteden, kaçarken düştüğümüz uçurumdan anlar vefalı ise yâd ediliriz. Ayrılık vaktini kimse bilmez.  Gide...

Kitap Önerisi, GELECEĞİ YÖNETMEK, AHMET ŞERİF İZGÖREN...

Resim
"Zaman zaman herkes geleceğin belirsiz olduğunu düşünebilir. Aslında böyle bir durumda önümüzde sadece iki seçenek vardır; ya bekleyip görürsünüz ya da geleceği şekillendirmek için harekete geçersiniz. Yani, değişime dahil olmadan oluşmasını bekleyip, sonradan geç kalmış bir tepki verirsiniz ya da baştan kontrolü ele alıp değişimi yönlendirirsiniz. İşte, okuyacağınız bu kitap ikinci seçenekle, önceden adım atmakla ilgili. Kurumlarda gelişimin ve değişimin kaçınılmaz bir gerçek olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu gerçeği kabullenmeyenler veya göremeyenler ya kontrolsüz büyüyorlar ya da rekabette geri kalıp küçülüyor ve sonunda da yok oluyorlar. Eğer değişimin ve gelişimin engellenemeyeceğini baştan kabul ederseniz, kurumunuzda yapılacak tüm projelerde, değişimi yönlendirebilme becerilerinin gelişmesine odaklanabilirsiniz. Ahmet Şerif İzgören’in, Elma Yayınevi'nden çıkan son kitabı Geleceği Yönetmek, raflardaki yerini aldı. Yaşanmış örneklerin yer aldığı kitapta İzgören, iş...

NURİ PAKDİL, DUA VE RAHMETLE...

Resim
Anlayacak çok şeyimiz var üstad ama sen yoksun... Mekanın cennet olsun. Yedi güzel adam olarak dokunmuş olduğunuz hayatlar güzellikler içindeler... Sizi minnetle yâd edecek okur ve sevenleriniz var. Olumsuz eleştirileri hak etmiyorsunuz, değil mi? Hep iyilik yaparak birilerine güzellikler ile muamelede bulundunuz. Birileri anlamayabilir lakin güzel adamlar güzel anılacaksınız... Dua ile... Duam sizlerle... HASAN AKBAL

İLKÖĞRETİM HAFTASI, OKUL HAFTASI, AHH OKULLU YILLARIM...

Resim
Bu hafta okullar açılıyor. Yeni eğitim öğretim yılı hayırlı uğurlu olsun. Kendi okula başlama yıllarımı hatırladım da başlıkta da okuduğunuz gibi bir ahh! çekesim geldi. Mazur görün... *** İlk okula babaannem ile birlikte kayıt yaptırmaya gittik.. Sonbaharın ilk ikindi vakitlerindendi. Babaannem ile merkez köyümüzün merkezinde bulunan ilk okula gittik. Öğretmen bir kaç soru sordu. Okul çağına geldiğimi bildiren ifadesinden sonra kaydımı aldı. Artık ilk okula gitmenin heyecanını yaşıyordum. Beş yıl köyümüzde okudum. *** Altıncı sınıfa taşımalı öğrenciler servisi ile gideceğim için kendim okul açılmadan kayıt yaptırmam gerekiyordu.  Yürüyerek Kurusaray köyüne gittim. Gereken evrakları önceden hazırladığım için kolayca kayıt yaptırdım.  Kurusaray İlköretim Okulu ... Üç yılda orada okudum.  *** Ardından Çankırı Ilgaz Atatürk Çok Programlı Lisesi ne gittim. Lise ikinci sınıfta Çorum Atatürk Lisesi ne geçiş yaptım. Sonra Üniv...

SÖZ VERİLMİŞ MEKTUP

Resim
Seni sevmek, sende ölmek; aynı şey bence… Son yolculuklarıma baktım da, duraklar hep sende.  Ve hep sende kalmışım. Gitmedim daha…  Yolcu etme beni, biraz daha kalayım…  *** Son elvedaların birinde ellerimden ellerin sıyrılırken hasretin dokunaklı yüreği kalmış avuçlarımda… Suskunluk beni başka hülyalara götürse de “özlediğim” sensin yine… Övgüler konulmuş geniş zamanların şakaklarına sen gelene kadar kar yağmayacakmış, öyle dedi martılar…   Biraz kızgındı penguenler, bendeki hasretin kutuplardaki buzları erittiği için…  Yalnızlığım bu şehrin gecelerinde biraz daha arttı… Uyku hayal, Güneşle öldürdüm geceleri… *** İçimdeki yangınlara soğuk bakışların altında, hecelenmiş aşklar düşüyor… İmalar kilitlenmiş zamanlar ötesine, seni sevmenin ızdırabıyla, hiç hoş geçmiyor günler… Edebiyat başka başka anlamda, sır olmuş her müşterek teori; bencillikle bir geziyor benlik… Egolar tatmin olmuyor bu şehir izdırap yeridir… ...

UÇURUM, SAHİL, GÜVERTE...

Resim
Bir uçurum, Bir sahil, Bir güverte. Kalbimi avuçlarıma alarak vicdan hürriyeti var edenin dünyasına dokunma özgürlüğü ile bakıyorum.  İnsan, kainata suskun bırakıldı. Lakin o ağladı. Ağrının deryasında gülmeyi de bildi. Her hissiyatın atar damarında olmadığı kadar hürriyet, ideal ve sevinç kaynağını eline geçirebilirdi. Başardı da... Ama bazen sinir krizi ile değişen mankurtlaştırılmış bir hüviyet sahibi oldu. Bazen iyilik üstüne kahramanlık kurdu. Zevk ü sefaya devam edebildiği gibi zulme de karşı koymadı. Çünkü karşı koyanların hürriyeti isimsiz silinip gitti. Nicelerinden kahraman  ilan edilenler olsa da hatıratta adı geçenler, vefalı eser bırakanlardı.  Vessalam, masum olup gidenler gibi zalim ilan edilip kalanlar olmadı. Tersini inşa eden söz ya da en ufak bir yaşam da yok zaten hem de hiç... Bu yüzden bakıp gittiğimiz zamanın içinden, sıyrılarak çıktığımız güverteden, kaçarken düştüğümüz uçurumdan anlar vefalı ise yâd ediliriz. Ayrılık vaktini ...

BİR SEVDA BEKLİYORUM

Resim
Yağmurlu şehirden sana sesleniyorum, uzaklarda olmak bahane değil; görebiliyorum… Bulutlar söyler türkümüzü her akşam. Saçlarım senin gözyaşlarınla ıslanır, ellerinle kurulanır; kalbim bir gök gürültüsü kadar kükrer sensizliğe… Sen ise uzakta sanma kendini, gündüz güneşle görüyorum; gece ay ve yıldızlarla izliyorum seni.  Varlığının hayali tamam da, ya gerçek; ya gerçekten öylemi bu dünya… Bu sokaklarda ellerim üşüyerek dolaşıyorum. Bu tenha şehir, Bu ıssız deniz… Kaptanını kaybetmiş vapur  limanda çırpınıyor… Gördün mü, Fener'de tavla oynayan ihtiyarı?  Karşısında gölgesi sevğilim diye konuşuyor. Yıllar sonra bu şehre kış gelmiş, Bu çay çoook soğuk, ellerim üşüyor… Kalemimin mürekkebi donmuş… Her şey şiir olmuyor mesela, Çoğu zaman kalem yazmıyor. İnsanın içi acıyor, Üzülüyor, başkaları olunca hele; başka canlar dokununca yüreğe, mesela sen gibi… Bütün planlar değişiyor, kimine zulüm gibi gelirken dakikalar kimine yetmiyor bile… Bir gazeteci soruy...

MİLLİYETÇİLİK ÖNEMLİ

Milliyetçilik önemli... 1. Aile milliyetçiliği... 2. Sülale milliyetçiliği... 3. Mahalle milliyetçiliği... 4. İlçe milliyetçiliği... 5. Vilayet milliyetçiliği... 6. Yöre milliyetçiliği... 7. Bölge milliyetçiliği... 8. Ülke milliyetçiliği... 9. Kıta milliyetçiliği... 10. Soy -Türk milliyetçiliği... 11. Din - İslam milliyetçiliği... 12. İnsan milliyetçiliği... (Hayvanlar, bitkiler, robotlar ve uzaylılar dahil değil...) 13. Canlı milliyetçiliği... (Robotlar ve uzaylılar buna dahil değil...) 13. Dünya milliyetçiliği...( Uzaylılar dahil değil...) 14. Âlem milliyetçiliği...( Görünmeyen fakat yaşayan ruhani cinni ve şeytani milliyetçiliği... cinlerle ve şeytanlarla iş birliği yapanlar bu milliyetçiliğin en önemli örneğidir.) 15. Düşünce milliyetçiliği... (Dünya tepsi gibidirlerin dahil olduğu milliyetçilik...) ...  (Ileride ekleyeceklerim var...) ABD de insanlar farklı memleketten veya ırktan ama ABD için çalışırlar. AB'de bulunan ülkeler sınırları kaldırıp AB için çalışırlar. Bir sürü ...

YAZMANIN GÜZELLİĞİ

Resim
Yazmak, tarihi geleceğe şahit tutmaktir. Eğer bir yerlere bir şeyleri not düşmüşseniz arkanızdan gelecek güzel haberlere açık olmalısınız.  "Ben kendim için yazıyorum." Diyenler olabiliyor. Kibarca hadi ordan diyerek ben yazarım diyenler safından kovmak gerekir. Kendin için yazıyorsan hiç yazma... Tamam, yazmak güzel bir şeydir. Ama mütevazı olmakta bu kadar olmaz. Yazıp yazıp ben yazar değilim diyerek kitap satma derdinde olanlara da evet yazar değilsin, dediğimde şöyle bir duraklıyor ve moralleri bozuluyor. Senin de yazmana ihtiyacı yok bu toplumun veya okuyan kimselerin. Yazdıklarının hakkını vererek ben yazıyorum, bu kadar oluyor demek en azından bir basamaktır. Yazan insan başarılı olarak yazmak zorunda değil. Kurallı cümlelere ihtiyacı yok. Kendini ve gönlünde hüznü ya da güzelligi olanlara kalbi duygularını aktarıyorsa yazıyordur. Yazıp yazıp, ben yazar ya da şair değilim, diye yalan söylemek yerine, ben de yazıyorum, deme cesareti olmalıdır. Para için yazmayanlar ...

İLETİŞİMDE ÜSLUP

İletişim, genel bir ifade iken üslup, anlatma biçimi, söyleyiş ya da yapış biçimleri olarak eş anlamda da kullanılabilir. Bir şeyi söylemek işin ya da oluşun gerçekleşmesi, yerine getirilmesi için kullanılacak yöntemdir. Neyi söylediğimiz değil "NASIL" söylediğimiz önemlidir. Konu ne olursa olsun konuşacağımız konuyu kişiye göre ya da kişinin anlamlandırmasına ters etki etmeyecek hale getirerek söylememiz anlaşılma açısından daha etkili olacaktır. Bu durum, eğitim, ekonomik, sosyal statü, samimiyetimizin yakınlığı, mesleki refleks gibi etkiler de  farklılık gösterir. Beni anlamadı, dediğimiz bir çok kişi vardır. Aslında o kişi bizi gayet iyi anlar. Onu nasıl söylediğimize bakarsak söyleme yöntemimizin anlaşılmaz olduğunu görebiliriz. Bu sadece birçok ihtimalden sadece bir tanesidir. Bir iletişim uzmanının eğitim verdiğini düşünelim. Bu örneğimizde hep aynı kişi olsun. Bu uzmanımızı birçok eğitim verecek şekilde inceleyelim : İlk okul, ortaokul, lise ve üniversite öğrenciler...

15 TEMMUZ RUHUMDA BİR İZ

Resim
Ruhumun derinliklerinde beklemeye alınmış öyküleri, öykü olmaktan çıktığına ve anı olarak tarihin sayfalarına yazılışına şahit oldum. İçten ve dıştan gelen hain pusularla zirve yaptığını sananlara öyle bir demokrasi dersi verildi ki milli iradenin sağlamlığını dünyanın gözünün içine sokarak, kanıtlarıyla yaşadım. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.” dediği milletimin göğsünü kurşunlara siper edişini 15 Temmuz akşamında gördüğümden beri, gururla yüreğimde hissediyorum. Hani toplarla ve tüfeklerle saldıran düşmana süngümüzle karşı koyarak bu vatanımızı korumuştuk ya, 15 Temmuz’da da elimizde süngümüz dahi olmadan göğsümüzü gererek demokrasimizin çiğnenmeyeceğini hainlerin bu ülkede darbe yapamayacaklarını kanıtladık. Kendi irademizle seçmiş olduğumuz liderimize itaat etmenin ve davetini emir telakki ederek meydanlara koşan yediden yetmişe; din, siyasi parti, etnik köken ayırt etmeden, birlik olarak eşi benzeri görülmemiş bir inançla yer...

GECE...

gece... sesiz ve yalnız bırakan hallerinde kurşun gibi dokunuyor kalbime... anlatacağım sen-i benimle yaşayan hallerine ve özlenen gülüşüne, dedim. HASAN AKBAL

Çiftlik Bank Çaktık Lak

Bir kaç gündür ülke gündemini meşgul eden bir konu, “Çiftlik bank ve CEO'sunun paraları toplayıp kaçması.” Öncelikle oraya para yatıran kişilere geçmiş olsun, diyorum. Her insanın başına gelebilir bir durum. İnsan, yanlış yapılabilir, yanılabilir. Önemli olan hakkı yenen, dişinden tırnağından artırıp birikim yapan insanların emeğini geri iade etmek gerekir. Bir vesile ile çiftlik banka para yatıranları haklı değil elbette ama gördükleri aşağılık duygusunu rezilliğe izin verenler görmelidir. Çiftlik banka para yatıranlara hakaretler, dalga geçmeler, küfürler, aşağılamalar vb. sözler o insanları kandıran şerefsize değil de bir şekilde bulaşıp yanlış yapanlara/yanılanlara ediliyor. Ne kadar ilginç değil mi? Sanki hiç kimsenin başına böyle bir şey gelmemiş gibi davranış şekilleri. Yazık diyorum hem de ne yazık. Aptallıkla suçluyorsunuz lakin bu şerefsizliği yapana espri konusu ile bile bir şey söylenmiyor. Hukukun üstünlüğü ile Çiftlik banka bulaşan ve dolandırıcılık yapanlar en kısa...

İyi Değilim, Demiyorum Da...

Kimse ben kötüyüm, demez. Ama ben iyiyim, demiyorum; diye birisi bir cümle kurarak söze başlıyor ise mutlaka peşinden gelecek cümleler başkalarının iyi olmadığını öne süren, eleştiren cümleler oluverir. Iyilik ve kötü olmamak göreceli kavramlar olsada kişi kendi vicdanında nasıl olduğunu,  pekâlâ bilir. Iyi olmayan kişi ya da kötü olmayan kişiler iyi olan ve kötü olan kişilerle aynı kişiler değildir. Her ne kadar da olumsuzu gibi dursada bir birlerinin yerine kullanılamaz çoğu zaman. Sebebi anlamının kapsadığı kararıdır. Ne kadar iyisiniz, ne kadar kötüsünüz kendi vicdanınızın belirteçliği ön plana çıkmışken bir de günümüzdeki anlamı vardır. "Ne kadar işime yararsan o kadar iyisin." anlamı... O yüzden "iyi biri" deyince iki kere düşünüyorum. Iyi biri olmanın kulları bence yok. Yani belirli bir kuralı yok. Olursa ki bu durum katergori edilirse dini, siyasî, ekonomik ve kişisel yakınlık acısından ele alınabilir. Sadece bununla da kalınmaz, alt bölümlere de ayrılı...

"PEYGAMBER POSTU"

Resim
Doğduğum ev... Daha 4-5 yaşlarımdayım. Hatırladığım ilk köpeğimiz ve kapımızın önünde bağlı. Yoldan geçenlere zarar vermesin diye de rahmetli dedem, köpeği kısaca bir zincir ile kapımızın önüne bağladı. Gelen geçene havlardı ama kimseyi ısırmadı. Siyah beyaz benekleri olan köpeğimizin adi tenlerinden dolayı olsa gerek "Alaş" adını vermiştik. Dedemin büyük kardeşi -abisi demeye dilim varmıyor- kapının önünden geçerken inadına köpeği kızdıracak hareketlerde bulunurdur. Bir elindeki asasını diğeri eline alırken yani değiştirirken o arada Alaş'a vururdur. Alaş'ın gözleri onun bu hareketlerinden dolayı kör oldu. Belli bir süre sonrasında kavga gürültünün eksik olmadığı mahallede sık sık gelen jandarmalar yine mahalleye geldi. Dedemin büyük kardeşinin ortanca oğlu hem Alaş'dan hem de bizi oraya bağlamış olmamızdan dolayı şikayetçi oldu. Kulübesine saklanmış olan Alaş'ı, dedem tutup Jandarmanın yanına getirdi. "Komutan, bu buraya kadar geliyor. Kimseyi de ...

HAYATIMA HOŞ GELENİM

Resim
Bütün sevdalar güzeldir. Bütün güzellikler kalp ile mümkün... Hasret çekilen zamana güzel bir anı, hatırlanacak güzel bir nokta bırakmak gülüşünde kurduğum hayal ile başladı. Hayatımın bütünlüğüne adım adım dokunan varlığın Rabbimin izni ile hep bir adım öteye taşındı. Güzellikler demişken anlatmak istedim. Bazen aynı şehirde bile hasret kalmak bazen yan yana olamamak zor olabiliyor. Gönlümün sevdası vatanıma olan sevda gibi içindeyim ama yine hasretim. Yine özlemle doluyum. Kimin ne dediğini umursamadan, elimde güller ile ona gideceğimi şu iki dize ile ifade etmiştim. "Eğer sen seversen gül kokar ellerim. Sen sevmezsen kan ağlar yüreğim." Sevdi... Gönülden hemde... Ailesinden almış olduğu edbi terbiye ile sevdi. Kalbe sahip olmanın en huzurlu yerini ve hayatın daha bu kadarında bile bana yaşattı. Insan, ne kadar da özlermiş hayal kurmanın varlığını ve bu hayale adım adım yaklaşarak mutluluğu onurla kavuşmanın huzurunu... Ve diyorum ki O yüzden bir kez daha saygı ile te...

İDEOLOJİK GERÇEKLİK

Resim
“Olay maddi bir gerçekliği” anlatırken, olgu “ideolojik gerçeklik”tir. Ayrım yapılmadan insanların kafasını karıştırmak ancak “felsefe” bilimin bilinçli öğretisi ile olur. Olguların yerleşkesini iyi bilenler nerede konuşacaklarına bilirler ki, kazançlarına eklenen kar; en iyi stratejiden geçer. İnsanlığı kaosa götürecek olan olaylara zeminler ideolojik fikirler sonucu, toplum yanlış bilgi ile doldurularak yapılır. Ayrıntının basit ve gereksiz gibi gösterilen, toplumsal felsefe anlayışı, yanıltmaca ile düşünmekten uzak tutulur. Ne anlatırsa anlatılsın, düşünme yeteneği elinden alınmış bireyler bilgiyi doğrudan kabullenirler. Bunun sonucunda düşündüklerini değil, söylenenleri yaparlar. Toplumları pasif hale getirmek için kullanılan yöntemlerin başında değişmezlik vardır ve oluşmuş olan yapının bozulması, düzenlenmesi ve hatta iyileştirilmesi mümkünsüz hale gelir. İdeolojilerin başarılı oyunudur... Düşünmeyi toplumun elinden almak için, sosyolojik açıdan toplumun iyi anlaşılması...

TAKİP ET