SÖZ VERİLMİŞ MEKTUP

Seni sevmek, sende ölmek; aynı şey bence…
Son yolculuklarıma baktım da, duraklar hep sende.
Ve hep sende kalmışım. Gitmedim daha…
Yolcu etme beni, biraz daha kalayım…
***
Son elvedaların birinde ellerimden ellerin sıyrılırken hasretin dokunaklı yüreği kalmış avuçlarımda…
Suskunluk beni başka hülyalara götürse de “özlediğim” sensin yine…
Övgüler konulmuş geniş zamanların şakaklarına sen gelene kadar kar yağmayacakmış, öyle dedi martılar… 
Biraz kızgındı penguenler, bendeki hasretin kutuplardaki buzları erittiği için…
Yalnızlığım bu şehrin gecelerinde biraz daha arttı…
Uyku hayal,
Güneşle öldürdüm geceleri…
***
İçimdeki yangınlara soğuk bakışların altında, hecelenmiş aşklar düşüyor…
İmalar kilitlenmiş zamanlar ötesine, seni sevmenin ızdırabıyla, hiç hoş geçmiyor günler…
Edebiyat başka başka anlamda, sır olmuş her müşterek teori; bencillikle bir geziyor benlik…
Egolar tatmin olmuyor bu şehir izdırap yeridir…
Birde “seni seviyorum”  diye diyememenin acısı, ölmek diye buna denir…
***
Söz verilmiş mektubun geç kalmış satırlarını okurken, seni düşünüyorum unutma, unutmam…
***
Daha dün gibi on beş gün oldu. Geldim ve döneceğim. Günler ve geceler… Güneş serin ve daima arkadaşım… Ara ara saka yapıyor bana güya seni unutturacakmış! Ben zaten seni unutacak kadar sevdim... Gülümsememi hiç beğenmiyor. Gülerken yüzüm geriliyormuş. Sinirli oluyormuşum…
***
Sen şimdi orada burcu burcu terlerken, burada ellerim cebimde dolaşıyorum. Çok soğuk be, insanlarda mutlu görünmek için midir nedir hep yapmacık gülümsemeler…
***
Monarşinin pazarlandığı buradan başka bir yer bilmem…
Ticarette iyi işliyor, serbest piyasa burada…
Sokaklar korku filmlerinin çekildiği yer gibi. Geçmişte ne yapıldı ise bu gün iyi kötü demeden her şeyi sanat diye satıyorlar. “Sanatta sansür olmaz” ama başka bir millet yapsa(!) hatta yapmaya teşebbüs etse… İnsan haklarında tazminat… Tazminat… “ama olmadı ki” nerede kaldı sanat nerede kaldı tarihi sır…
Kültürün tanıtımı ön planda, sahiplenme müthiş…
Rahatlık alabildiğine, yanlış bilineni doğru diye öğretilecek kadar cesur benlik. Öyle olmazsa burada yaşam zor…
Daha çok şey var aslında anlatılacak hem de çok… Şimdilik izlenimler böyle özet oldu…
Bir ressamın tablosu kadar güzel olmayacak belki ama bir şairin şiiri kadar net olacak anlatacaklarım…
Her şey şiirle edebiyatla başlar ancak bitmez…
***
Söz verilmiş mektubun geç kalmış satırlarını okurken, seni düşünüyorum unutma, unutmam…

***
HASAN AKBAL
30.07.2011            LONDON

Yorumlar

TAKİP ET

Bu blogdaki popüler yayınlar

KALAN KALANA

BERRAK MAKINA'YI ZİYARET

BİR UÇURUM, SAHİL VE GÜVERTE...

Eski Sevda Şehri

Acemi