Kayıtlar

İDEOLOJİK GERÇEKLİK

Resim
“Olay maddi bir gerçekliği” anlatırken, olgu “ideolojik gerçeklik”tir. Ayrım yapılmadan insanların kafasını karıştırmak ancak “felsefe” bilimin bilinçli öğretisi ile olur. Olguların yerleşkesini iyi bilenler nerede konuşacaklarına bilirler ki, kazançlarına eklenen kar; en iyi stratejiden geçer. İnsanlığı kaosa götürecek olan olaylara zeminler ideolojik fikirler sonucu, toplum yanlış bilgi ile doldurularak yapılır. Ayrıntının basit ve gereksiz gibi gösterilen, toplumsal felsefe anlayışı, yanıltmaca ile düşünmekten uzak tutulur. Ne anlatırsa anlatılsın, düşünme yeteneği elinden alınmış bireyler bilgiyi doğrudan kabullenirler. Bunun sonucunda düşündüklerini değil, söylenenleri yaparlar. Toplumları pasif hale getirmek için kullanılan yöntemlerin başında değişmezlik vardır ve oluşmuş olan yapının bozulması, düzenlenmesi ve hatta iyileştirilmesi mümkünsüz hale gelir. İdeolojilerin başarılı oyunudur... Düşünmeyi toplumun elinden almak için, sosyolojik açıdan toplumun iyi anlaşılması...

GEÇ KALDIĞIN YERİ BİLİYOR MUSUN?

Resim
“Yıllar önce yaşanmış olaydan geriye kalan ne kadar hatrı sayılır gönüller birleşir? Sevmek kadar güzel olan bir şey, ne kadar güzel yaşanabilinir ki? Destanlaşmış aşkların kaç tanesi mutlulukla bitmiştir?” *** “BİRÇOK YAZAR VARDIR Kİ; YAZILARI KENDİ HAYATIYLA İLGİLİ OLAMASA DA KENDİ HAYATLARINDAN BİR PARÇA YAZMADAN EDEMEZLER. BENİM DEMEK İSTEDİĞİM; BU YAZI BENİMLE İLGİLİ DEĞİLDİR.” *** Tutar kolumdan yıldızların uzak hayali Çeker yukarı gök yüzüne alır götürür beni Gecedir benim dünyam, sensizliği kaybedip bulduğum Gözyaşlarınla yalandan ağladın kaçtın sen. Yıllar sonra geç kalarak geldin. Sen gelene kadar ben gitmiştim. Destanlaşmasa da hatırı sayılır olsaydı göz yaşlarımın. Sadece özür dilemek için değil. ‘Sever misin’ diyebilmek için geldim. ****  - HİKAYE - Kapıyı hızlıca açtı. İçerdeki ağlayan Tuncay Bebek olayın farkında değildi. Annesiyle babasının tartışmasından etkilenmemesi için hemşire, Tuncay’ı kucağın...

SÖZ VERİLMİŞ MEKTUP

Seni sevmek, sende ölmek; aynı şey bence… Son yolculuklarıma baktım da, duraklar hep sende.  Ve hep sende kalmışım. Gitmedim daha…  Yolcu  etme beni, biraz daha kalayım… *** Son elvedaların birinde ellerimden ellerin sıyrılırken hasretin dokunaklı yüreği kalmış avuçlarımda… Suskunluk beni başka hülyalara götürse de “özlediğim sensin yine… Övgüler konulmuş geniş zamanların şakaklarına sen gelene kadar kar yağmayacakmış, öyle dedi martılar…  Biraz kızgındı penguenler, bendeki hasretin kutuplardaki buzları erittiği için…  Yalnızlığım bu şehrin gecelerinde biraz daha arttı… Uyku hayal, Güneşle öldürdüm geceleri… *** İçimdeki yangınlara soğuk bakışların altında, hecelenmiş aşklar düşüyor… İmalar kilitlenmiş zamanlar ötesine, seni sevmenin ızdırabıyla, hiç hoş geçmiyor günler… Edebiyat başka başka anlamda, sır olmuş her müşterek teori; bencillikle bir geziyor benlik… Egolar tatmin olmuyor bu şehir izdırap yeridir… Birde “seni seviyorum diye diyememen...

Kim Bilir, Maliyeci Mi?

Kim bilir? Hangi hayallerle girdiğimiz öğrenci seçme sınavına ve seçtiğimiz kaç tercihin farklı bölümün içerisinden geldik. Bu üniversitenin bu fakültesinin bu bölümünde okuyoruz. Beki istisnalar vardır. Fakat kimse “Ben Zonguldak Karaelmas Üniversitesinde Maliye Bölümü okuyacağım." diyerek gelmemiştir.  “Maliye kelimesinin kökü ise ‘mal''dır.  Mal tabiri insan ihtiyaçlarını karşılayan, gelir ve giderlere konu olan her türlü eşya anlamına gelir." (Prof. Dr. Osman PEHLİVAN, Trabzon, 2006,19.) ifade edildiği gibi maliyenin ne olduğuna bakarsak beşeriyette en önemli unsur insandır. Kamu maliyesi insanın ihtiyaçlarını karşılamak için elde ettiği kazançlardan ve bu kazançlarını harcayıp nasıl gidere dönüşmesiyle ilgileniyor. Maliyenin anlam olarak her türlü eşyayı ifade etmesi, bölümümüzün ne kadar detaylı ve önemli unsur olduğunu düşünüyorum. Bu kapsamda maliyenin “İktisadi faaliyetlerinin amacı, insan ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetlerin üretilmesidir...

VAY KALEMİME GELENLER

Resim
Beni sevgiyle saran kollarında ölmek isterim… Beni bir yerlerde ararsan ,gözlerinin baktığı yerdeyim… Sevinç gözyaşlarını göremesem de … Karanlıkta ağladın mı bilmesem de… Beni izlediğini biliyorum… Benim de seni aradığımı bilmelisin… Ellerin avuçlarında soğuk ve bensiz… Sahnedeyim… Bir aşk hikâyesi ile sarsılır sahne… Akdeniz akşamlarından sonra arkası gelmiyor dertlerin… Öyle hop deyince olmadı, yeni bir dünya kurduk… Gurbetinde ağladık… Aysel’i kovduktan sonra Nalân’a yalvardık… Keyifli bir akşamdı. Ne yazsam diye düşündüm? İLHAM geldi… 24 Mayıs akşamından bahsediyorum. İzleyenler bilirler, izlemeyenler neler kaçırdı neler… Şiir kulübünün Prof. Dr. Arif amirov konferans Salonu’nda saat 19.00 da başlayan “VAY KALEMİME GELENLER” adlı şiir dinletisi… İlgiyle izlendi… Koltuklar doldu, çoğu ayakta kaldı. Yer bulamayıp geri dönenler bile olmuş… Göz kapaklarım gibi açıldı perde… Yaz geliyor bahar geçti derken sahneden seyircilere üful üfül esen bir aşk rüzgârının hikâyesi başlar… Sahi...

YOLCU OL BENİMLE

Bütün şehirleri hicran kaplamiş Sessiz bütün yolculuklarım, Diyorumki son bir kere Tabutumun tut bir kenarından... Olmaz bahanelerinle ayrıldık Hasret bu, kim bilir yanyanaydık Duruşun sıcak, ölümüm soğuk... Beraber ölürüz anlaşılan... HASAN AKBAL

ACI

Resim
... Sabah bize her vakit... Sana uyandığım saatleri geçtim... Öfkemin haddini severek, Ihaneti ödeterek Ve Kalleşlere hesap sormam gerek... Ağlama vakitsiz, Ezanlar okunur birazdan... Perdem aralanır, Penceremde dolunay; Diyor ki, ''Uyan, vakit tamam.'' ... HASAN AKBAL
Hangi dalganın rüzgârında Dokundun kalbime Gülüşün güzelleştiriyor geceyi Sevincine umut bağlıyorum  Tut ellerimden Ay ışığında yürüyelim... HASAN AKBAL

RENGARENK

Resim
"Bir gün yaşarız diye kurduğumuz, Hayaller vardıya; Onların zamanı geçiyor be sevdam, Hemde rengarenk... HASAN AKBAL

"Huzur sendeyse hasret sanadır..."

Resim
        "Huzur sendeyse hasret sanadır..."      HASAN AKBAL
Resim
HUZURUNA GELİRKEN Ağlar gözüm gönlüm ilahi sen diye. Bırakıp her şeyi huzuruna gelince. Elimde güller olsun, güller getireyim. Ne zaman gelirsem onunla geleyim… Şahidim huzurumda duam olsun. Aklım dünyalık değil ahretlik olsun Bir ayrılık olsa bile ölümle dünyaya olsun Ne zaman gelirsem onunla geleyim… Kudretin yeter sonsuzluk sende, Sevgiyi senden bildik, kulunu öyle sevdim. Ebediyen seveyim, üzülmesin üzmeyeyim… Ne zaman olursa onunla geleyim. HASAN AKBAL

GİTMELİYİM

Resim
Titrek dişlerinin korkak gözlerine, Gece yarısı yanmış mum ışığı… Çığlıklarını köpeklere devretmiş çekirge, Karanlıklardan sıyrılarak gitmeliyim. Kahverengi yuvarlak tozlu masa, Altmış üçten kalma üstündeki dergi; Dolu bardağımı boşaltıp, çayı içmeden; Mektepli aşklarımı bırakarak gitmeliyim. Seyr ile serenad ederken avare… Dolaşıp dünyayı hayalden uzak, Dönüp baktığında olmadığım yere; Elvedanı yüreğime alarak gitmeliyim. Yıllarca kurup düşünü, bu muymuş o? Mutsuzluk ceketini gözlerinin omzuna asarak, Kulaklarımdaki bedduanı dökerek denize; Vefayı beklemeden aşktan gitmeliyim. Doğduğum şehir, yaşadığım şehrarengiz; İlk aşkıma Fatiha okuduğum cadde, Ayrılık kurdelesini şiirle keserek; Sensiz şehirlerden vedalaşarak gitmeliyim. Anlatılması güç, karanlık ve korkak; Seni debdebelerden kurtardım da şimdi, Babana olan kinini kalbinden alarak… Dostluğunu yerleştirerek gitmeliyim. Öldürdüğün masum kalplere ab-ı hayat, Sür ile ...

SANA DEĞER

Resim
Bulutlu gözlerinle bir gün gelirsen eğer, Ölçüp biçmeden sana ne söylesem değer.   HASAN AKBAL

HAYALLER BÜYÜRKEN

Resim
ALLI KARALI HAYATIMDA, MOR ZAMANLARIN; BEYAZ BENEKLERİ DÜŞMÜŞ KORKULARIMA, LOŞ IŞIKLARDA KAYBEDERKEN MEKANINI BU ADAM... AKŞAM ZANNETTİĞİMDE DOĞMUŞ BİR GÜNEŞ, MATEMLER GÜLMÜŞ; ZAMAN HASRETE SUSARKEN... [ HASAN AKBAL ]

BİR SEVDA BEKLİYORUM

Resim
Yağmurlu şehirden sana sesleniyorum, uzaklarda olmak bahane değil; görebiliyorum… Bulutlar söyler türkümüzü her akşam. Saçlarım senin gözyaşlarınla ıslanır, ellerinle kurulanır; kalbim bir gök gürültüsü kadar kükrer sensizliğe… Sen ise uzakta sanma kendini, gündüz güneşle görüyorum; gece ay ve yıldızlarla izliyorum seni. Varlığının hayali tamam da, ya gerçek; ya gerçekten öylemi bu dünya… Bu sokaklarda ellerim üşüyerek dolaşıyorum. Bu tenha şehir, Bu ıssız deniz… Kaptanını kaybetmiş vapur limanda çırpınıyor… Gördün mü, Fener’de tavla oynayan ihtiyarı? Karşısında gölgesi sevğilim diye konuşuyor. Yıllar sonra bu şehre kış gelmiş, Bu çay çoook soğuk, ellerim üşüyor… Kalemimin mürekkebi donmuş… Her şey şiir olmuyor mesela, Çoğu zaman kalem yazmıyor. İnsanın içi acıyor, Üzülüyor, başkaları olunca hele; başka canlar dokununca yüreğe, mesela sen gibi… Bütün planlar değişiyor, kimine zulüm gibi gelirken dakikalar kimine yetmiyor bile… Bir gazeteci soruyor, nerede kaldı yaz günlerin di...

İDEOLOJİK GERÇEKLİK

Resim
“Olay maddi bir gerçekliği” anlatırken, olgu “ideolojik gerçeklik”tir. Ayrım yapılmadan insanların kafasını karıştırmak ancak “felsefe” bilimin bilinçli öğretisi ile olur. Olguların yerleşkesini iyi bilenler nerede konuşacaklarına bilirler ki, kazançlarına eklenen kar; en iyi stratejiden geçer. İnsanlığı kaosa götürecek olan olaylara zeminler ideolojik fikirler sonucu, toplum yanlış bilgi ile doldurularak yapılır. Ayrıntının basit ve gereksiz gibi gösterilen, toplumsal felsefe anlayışı, yanıltmaca ile düşünmekten uzak tutulur. Ne anlatırsa anlatılsın, düşünme yeteneği elinden alınmış bireyler bilgiyi doğrudan kabullenirler. Bunun sonucunda düşündüklerini değil, söylenenleri yaparlar. Toplumları pasif hale getirmek için kullanılan yöntemlerin başında değişmezlik vardır ve oluşmuş olan yapının bozulması, düzenlenmesi ve hatta iyileştirilmesi mümkünsüz hale gelir. İdeolojilerin başarılı oyunudur... Düşünmeyi toplumun elinden almak için, sosyolojik açıdan toplumun iyi anlaşılmas...

Merdivenli Şehrin Sokakları

Resim
Merdivenli şehrin sokakları,  Ve de yalnızlık insanlıkları,  Ben böyle tanıdım şimdi  Merdivenli şehrin sokaklarını  Ne gül koklarsın dağdan düşen, Ne de bir toz bulursun yollarda değişen Bakışları dar kiminin gülüşleri şen Merdivenli şehrin sokaklarında gezen… Sessiz kalıyor geceleri bana karşı Sevgisini saklayan gül gibi sabaha karşı, Yorgunluğu şimdiden başladı. Merdivenli şehrin sokakları… Uykuyu sevmiyorlar nedense artık, Benim gibi onlar ve dostça yaşadık. Kimi türkü söyledik, kimi şiir yazdık Merdivenli şehrin sokaklarında yalnızlık… HASAN AKBAL

MISIR’A ÖNCE DEMOKRASİ GELMİŞTİ, SONRA DARBE GELDİ

Resim
Penceremin önüne kuşlar konmuyor artık. Yetişmek mümkün değil, gurur en yüksekte… En az altı katlı yalanlarla dolduruluyor sevdalar… Birde orda yürekten ölmek var ya, işte o mezarı kimse bilmiyor…             *** Bilir misiniz, ceketini ilikle/ye/meden gezenler var. Bunların çoğunun alnı yere değmemiş... Minarelerden yükseğe tırmanırlar. Çocukların, kadınların, mazlumların, muhtaçların; hepsini birbirine benzeterek basarak üstlerine, hem de insanlığı çiğneyerek; tırmanırlar…             *** Ağlayanlara kimse kulak vermiyor. Dilsizler konuşmuyor onlarla, Sağırlar çünkü duymuyorlar… Ve ölenler ise onlar için bir hiç… Beklide bir basamak kuşların konamadığı en yüksek yerlere…             *** Mısır’da darbe oldu. Irak, Libya, Suriye… Kan kustular tabir yerindeyse. Sanki iyi bir şeymiş gibi g...

TAKİP ET